17 Ekim 2011 Pazartesi

Savaşan Galatasaray.

Herkesin son dönemlerde belirttiği önemli bir konu olmaya başladı Türk futbol tarzı.Hemen hemen her yayında mutlaka bir yabancıya Türk futbol yapısına uyum sağladınız mı? diye bir soru yöneltilir.Türk futbol yapısı sanki çok matah ve ulaşılmaz bir oyun yapısıymış gibi.Halbuki Türk futbol yapısı defansa tekniği az, fizikli oyuncuları yerleştirip kontra ataklardan gol aramaktır.Defanstaki bu iri futbolcular forvet oyuncularını durdurmak için her yolu denerler.Aslında Türk futbolu machiavelist bir yaklaşım sergiler.Başarıya giden her yol mübahtır bizim futbolumuzda. Bu şekilde kasıtlı sertlikte oynamanın en önemli açıklaması da "imkanlarımız kısıtlı" cümlesidir.

Yukarıda bahsettiğim Türk futbolunun karakteristik yapısından maalesef Galatasaray son 2 yılda çok çekti.Teknik, fakat sakatlanmaya meyilli oyuncular yüzünden 2 sene Galatasaraylı taraftarlar için kabus oldu.Rijkaard'ın 4-3-3 ü yalan oldu aynı şey Beşiktaş için de geçerli.Schuster'in ve Carvahal'ın 4-3-3 leri büyük sıkıntı çekiyor.Aynı zamanda Simao ve Quaresma gibi oyunuclar da Elano Dos santos gibi oyuncularla aynı kaderi yaşıyor.Bu sebepten ötürü Fatih Terim bu sene direnci güçlü bir takım oluşturmak istedi.Mücadeleci Melo selçuk elmander gibi oyuncuları kullanarak bir şekilde gol atarım düşüncesinde Galatasaray.2 forvet oynamayı seven Fatih hoca mustafa denizli gibi kontrol futbolunu kullanıyor ve 2. forveti almayı oldukça düşünüyor.Bence Fatih hoca oldukça mantıklı bir yolda ilerliyor.Anadolu takımlarının senin hatanı beklemesinden ziyade artık Galatasaray onların hatalarını bekliyor.Alın bursaya atılan ilk ve ikinci gol. Galatasarayın oynadığı sert ve savaşçı futbol.Bence Galatsarayın bu futbolu bir manifesto niteliğinde "sen beni oynatmazsan al ben seni hiç oynatmam" şeklinde bir haykırış bence.

Türkiye liginde bence bu sistemle devam etmeli Gs. Gelecek sene kazanmaya alışan bir takım olarak Avrupa'ya uygun 2 kaliteli kanat ve bir defans oyuncusuyla Avrupa'ya da adapte olur.Maalesef artık bende başarıya giden her yol mübah diyorum ve yok o ekol gelsin yok güzel futbol izleyayim derdine düşmüyorum.Fatih hoca gibi cesur bir hocayı bile korkutan bu sistemden bende korkuyor ve kontrol futbolu diyorum.Çünkü 2-3 yıldır böyle oynayan takımlar zirveye oynuyor ne yazık ki!!!!!

9 Ekim 2011 Pazar

Ne sen eski Almanyasın Ne ben eski Türkiye

1998 yılının ekim ayında bundan tam 13 yıl önce Türkiye ile Almanya Bursada karşılaşmışlardı.Euro 96 finalisti Almanya Fransa 98 in hayal kırıklığından sonra yeni bir yapılanmaya gidiyordu.Euro 96 ya katılan Türkiye içinse bu maç bir kendisini ispat maçıydı.Hatırlayacaksınız Türkiye Hakan Şükür ün golüyle Almanya karşısında tarihi bir zafer alıyordu.Hollanda zaferinden sonraki en önemli zaferlerimizden birisiydi bu galibiyet.O maç aslında Almanya nın sıkıcı futbolunun artık değişmesi gerektiğini anlatıyordu. Türkye nin amatör ruhlu futbolu da o maçla beraber alkışlanmıştı.Almanlar zaten euro 2000 den sonra tamamiyle sıkıcı 3-5-2 lerinden dönmüş ve topa daha çok sahip oldukları bir sistem meydana getirmişlerdi.Artık heyecan veren zevkli futbollarını 2006 da görücüye çıkarma zamanları gelmişti.Peki biz bu süre içinde ne yaptık Amatör ruhumuzu atıp bir ekol olduk mu? Cevap koca bir hayır...Almanlar bağlı oldukları sitemlerinden vazgeçip yeni bir sisteme yeni bir ekole adapte olurken biz 2004 2006 facialarından sonra hiçbir şekilde öz eleştiri bile yapmadık.Mantıklı düşünemiyoruz.Sakin olamıyoruz bence türk futbolundaki en önemli eksiklik mantalite.artık bizler yenilmez denen takımları yenmek değil rahat bir şekilde Bir şampiyonanın finallerine gitmek istiyoruz.Bizi gaza getirecek galibiyetleri çoktan aldık.Artık bir sistem yapmamız gerekiyor.Bu taktik çalışmak efendim sistem meydana getirmek değil bu bir mantalite işi.Çok defa söyledim sadece fizik gücü iyi olduğu için bir insan defans yapılmamalı. Kaleci de bile artık topu oyuna iyi sokabilme aranırken biz hala defanstan top çıkaramayan adamları tartışıyoruz.Neuer neredeyse 2 asist yaptı.Keşke bizim defansımızdaki oyuncular yanlarına pas verebilseler!!Ayrıca Hamit in dediği gibi çok duygusalız Almanlara yenildik diye dünyamızı karartabiliyoruz sanki maçın favorisi bizmişiz gibi.Haddimizi bilmiyoruz.Maç yorumcusu maçtan önce dişe diş oynayabilir bizim oyuncular küçümsemeyelim kendimizi derken maçtan sonra alman milli takımında oynayabilecek 1 tane bile oyuncumuz yok diyebiliyor.Kısacası futbolcusundan yorumcusuna işimize geldiği gibi konuşmasını seviyoruz Bence bu da diğer önemli bir mantalite sorunu.Futbol taraihimiz boyunca kıvırmasaydık bugün Almanyanın euro2000 den sonra yaptığı gerçekçi!! öz eleştiriyi yapabilir ve her turnaya rahatlıkla katılabilen bir takım olabilirdik...